Koteder

Bosaya Kote Dernekler için sürekli olarak güncel bilgilerin paylaşıldığı sayfamıza hoş geldiniz. Koteder olarak gelişmekte olan tşcaret piyasasına ait en yeni bilgileri, Bosaya Kote olurken gerekli olan güncel şartları bulabileceğiniz sitemizden üye olarak sürekli yayarlanabilir, vermekte olduğumuz eğitimlere katılarak şirketiniz için hayati öneme sahip konularda bilgi, eğitim ve sertifika alabilirsiniz.

Mobil Tuvalet

Üyelerimizden olan Mobil Tuvalet sistemleri hakkında daha detaylı bilgileri alabilmek, ürün fiyat ve görsellerini görebilmek için Mobil Tuvalet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

HALKA AÇIK ŞİRKETLER İÇİN VERGİ DESTEĞİ ÖNERİLERİMİZİ AÇIKLIYORUZ!

2 MAYIS 2017

KOTE ŞİRKETLERE KDV DESTEĞİ KONULU ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ

KDV KANUNU DEĞİŞİKLİK TASARISINA İLİŞKİN ÖNERİLERİMİZ

 

Hükümetimiz son bir yıl içerisinde yaptığı düzenlemelerle Türkiye’nin büyümesi, gelişmesi ve kalkınması yolunda önemli adımlar attı ve atmaya devam ediyor. Hedef yatırıma, üretime, istihdama ve ihracata destek vererek yatırım maliyetlerinin, üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, kayıtlı ekonomiye destek olunması bakımından işlem maliyetlerinin azaltılması, rekabet eşitsizliğine neden olan vergi uygulamalarının ortadan kaldırılmasıdır. Ekonomideki bu gelişmelerin paralelinde KOTEDER Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği olarak temsil ettiğimiz kesim ve sermaye piyasasının temel unsuru olan halka açık ve/veya borsaya kote şirket temsilcilerimizle yaptığımız değerlendirmelerde şirketlerin vergi politikalarındaki duyarlılığın bir kere daha ön plana çıktığını gördük.


Bildiğiniz gibi Türkiye’de sermaye piyasaları özellikle de halka arzlar anlamında en verimsiz dönemini yaşıyor, şirketlerin faaliyetlerinin finansmanında halka açılma çok alt sıralara düşmüş ve yatırımlar azalmış, var olanlar da banka kredileri yoluyla finanse edilmeye devam etmektedir. Halka arzların olmaması, sermaye piyasasının gelişmemesi ülkeye kaynak girişini engelleyen önemli bir unsurdur.


Geçtiğimiz yıl Dünya genelinde ekonomik büyümedeki yavaşlama, politik ve jeolojik koşullardaki belirsizlikten Türkiye ziyadesiyle payını aldı, sermaye piyasası da bu gelişmelere paralel olarak şirketler açısından cazip bir kaynak platformu olmaktan çıktı.


İlave olarak hali hazırda mevcut halka açık şirketler üzerindeki yükler de şirketlerin sermaye piyasalarına olan ilgisini azalttı hatta kottan çıkma konusunda niyetler ortaya kondu.


Gelinen noktada borsaya kote şirketler halka açık olmak nedeniyle ilave bir likidite girişi vs anlamında herhangi bir yarar sağlayamazken tersine pek çok yaptırım ve yükümlülükle karşı karşıya oldular.


Halka açık şirketlerin yükümlülüklerini şöyle özetleyebiliriz; Temettü dağıtımı, mali tablo ve raporların düzenlenmesi ve kamuya duyurulması, bağımsız denetim, ilişkili taraf işlemlerini değerleme yükümlülüğü, kurumsal yönetime ilişkin yükümlülükler, kamuyu aydınlatma yükümlülüğü, kotasyon ücretleri yanı sıra faaliyet konuları gereği tabi oldukları mevzuat açısından da ilave yükümlülükler ve tabii ki bu yükümlülükler nedeniyle farklı kurumlar tarafından yapılan denetimler faaliyet konuları gereği tabi oldukları regülasyonların yanı sıra sermaye piyasası mevzuatı gereği ortaya çıkan yükümlülük ve yaptırımlar bir anlamda aşırı regülasyon, halka açık olmayı ve açıklığı hali hazırda kote şirketlere sorgulatırken yeni halka arzların önünde de önemli bir engel oluşturmaktadır.


Derneğimiz bu tespitten yola çıkarak ekonomi yönetimine destek olmak amacıyla hangi konularda yapılacak değişikliklerin halka açılmayı ve sermaye piyasalarını teşvik edeceği konusunda bir çalışma yapmış ve önemli bir konu olarak da vergi düzenlemeleri bir kere daha birinci sıraya oturmuştur.


Sayın Maliye Bakanımız tarafından açıklandığı haliyle Katma Değer Vergisi (KDV) ile ilgili radikal değişiklik çalışmalarının yapıldığı bugünlerde KOTEDER olarak konunun uzmanı olan kişileri ve Derneğimize üye halka açık şirketleri biraraya getirerek bir çalıştay düzenledik ve KDV mevzuatında özellikle ve öncelikle Borsaya kote ve /veya halka açık şirketler açısından yapılması gereken değişiklikleri belirledik.


Bu değişikliklerin yapılması halinde yıllardır Türkiye’de sermaye piyasasının temel taşı olan halka açık şirketler dolaylı olarak nakit yaratma imkanına kavuşurken, sermaye piyasasının gelişimi için özellikle de büyük şirketlerin halka açılması açısından da önemli bir teşvik unsuru olacaktır. Gelişmiş bir sermaye piyasası ise Türkiye de yatırımların, büyümenin finansmanı açısından önemli bir görev üstlenecek yeni ve büyük boyutlu halka arzlar uluslararası fonların ilgilerini Türkiye’ye çekecektir.


Koteder olarak düzenlediğimiz çalıştayda sektörün önde gelen isimleri Sayın Mehmet Maç, (YMM, BDO Türkiye), Sayın Nihat Uzunoğlu, (RSM Turkey Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. Ortak) Sayın Mustafa Bilgütay Yaşar (PricewaterhouseCoopers, Ortak), Sayın Okan Netek (Yaşar Holding A.ŞMali İşler Direktörü), Sayın Ayhan Yavrucu (KOTEDER Yönetim Kurulu Üyesi & Alarko Şirketler Topluluğu Genel Koordinatörü), Sayın Ali Ergin Şahin, (KOTEDER Yönetim Kurulu Üye & Artı Değer Uluslararası Bağımsız Denetim YMM A.Ş. Ortak),Koteder yönetim Kurulu üyeleri ve üye şirketlerimizin temsilcileriyle bir araya gelerek Katma değer vergisi mevzuatında halka açık ve/veya Borsaya kote şirketler açısından yapılması gereken değişikliklerle ilgili bir öneri seti oluşturduk.


Borsa İstanbul’a kote olmuş halka açık şirketlerle ilgili olarak Katma Değer Vergisi uygulamalarında ve mevzuatında değişiklik önerilerimiz;


Aşağıda yer alan önerilerin yerine getirilmesi ile ilgili olarak Kamu otoritesinin elini en çok rahatlatacak ve KOTEDER olarak bizim de bu değişiklikleri öncelikle Borsaya kote ve /veya halka açık şirketler için talep etme cesaret ve istekliliğimizin arkasında yatan husus, borsaya kote şirketlerin tabi oldukları yasal düzenlemeler nedeniyle sermaye piyasası otoritelerinin yanı sıra faaliyet konuları itibarıyla da ilgili Kamu kurumlarının denetimine tabi olarak çalışmaları dolayısıyla faaliyetlerini şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumlu bir platformda yürütmek zorunda olmalarıdır. Bu nedenle KDV değişikliği ile ilgili çalışmalarda eğer varsa Kamu otoritesinde özellikle kote şirketler açısından mükellefe güvensizlikten kaynaklanan uygulamalar mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.

 

Borsaya kote ve /veya halka açık şirketlerle ilgili olarak Katma Değer Vergisi uygulamalarında ve mevzuatında  değişiklik önerilerimiz;

 

Uygulama ile ilgili olarak;  


 

·         Belli kriterleri sağlayan KDV mükelleflerine KDV iadelerinde kolaylık gösterilmesi gerekir. Bu amaçla başlatılan HİS uygulaması başarılı olmamıştır. Bu uygulamanın anlamlı katılım sağlayacak şekilde yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Halka açık ve/veya Borsaya kote şirketler sıfır formalite ile (sadece beyanlarına istinaden)KDV iadesi alabilmelidir veya bu şirketler, başka herhangi bir kriter aranmadan indirimli teminat uygulamasından yararlanabilmelidir.

 

·         KDV iadelerinde görülen iadenin usul ve esasları yönünden önem arz etmeyen bilgi ve belge talepleri önlenmelidir. KDV iadeleri ve KDV tevkifatları ile ilgili kurallar fevkalade karmaşık haldedir. Bu kuralların sadeleştirilmesine ve kolay izlenebilir hale getirilmesine ihtiyaç vardır.

 

 

·         1 No.lu beyannamede özel bölüm açılarak, KDV sorumluluğu ile ilgili bilgiler (2 No.lu KDV Beyannamesi bilgileri) bu bölümde gösterilerek 2 No.lu KDV Beyannamesi yürürlükten kaldırılmalıdır. Böylelikle devir KDV’si olan firmalara ayrıca KDV ödetilerek devir KDV büyümesine sebebiyet vermekten vazgeçilmelidir.

 

Mevzuat değişikliği ile ilgili olarak;

 

                                      

·         Halka açık şirketler açısından devrolan KDV iade edilebilir hale getirilmelidir. İade edilmeyen KDV şirketlerin kaynaklarının nemasız bir şekilde kendileri dışında kullanılıyor olması demektir ve şirketler bu durumdan ziyadesiyle muzdariptir. Bu uygulamayla KDV özellikle büyük yatırımlarda şirketlerin yatırım maliyetini arttırmaktadır. Borsaya kote ve/veya halka açık şirketler için böyle bir düzenlemeye gidilmesinin şirketlerde dikkatlerin sermaye piyasalarına çekilmesi anlamında çok önemli olacaktır.

        

·         KDV Kanunu 29. maddedeki indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu yılla sınırlayan düzenlemesi mutlaka değiştirilmelidir. Zira vergi incelemesi, ticari anlaşmazlıklar, takvim yılı kapandıktan sonra gelen faturalar, sorumlu sıfatıyla yapılması gereken KDV tevkifatının geç yapılması veya tarhiyata uğraması gibi nedenlerle mükellefin indirim hakkı sınırlanmakta ve KDVK’nun temel yapısı olan indirim sistemi bozulmaktadır. Bu uygulama da şirketler açısından kaynak kullanımını etkileyen bir düzenlemedir.

 

·         Danıştay kararlarına paralel olarak inşaatçı ile arsa sahibi arasında faturalaşma yapılmamalıdır. Hasılat payı karşılığında arsa satışı arsa karşılığı inşaat ile aynı muameleye tabi tutulmamalıdır. Bu değişiklik özellikle gayrimenkul sektöründeki şirketlerin Borsa’ya ilgisini arttırma anlamında önemli bir motivasyon olacaktır. Ayrıca halen Borsaya kote ve/veya halka açık şirketler ile gayrimenkul yatırım ortaklıkları açısından da önemlidir.

 

·         KDV Kanunu’nun 30/c maddesindeki ZAYİ MAL KAVRAMI, çalınan veya niçin ortadan kaybolduğu izah edilemeyen mallar şeklinde tanımlanmalı, bu suretle trafik kazası, tabi afetler, bozulma, kullanım süresinin dolması gibi nedenlerle satılamaz hale gelen malların KDV yükü, KDV mükelleflerinin üzerinde kalmamalıdır. Ticari faaliyetler kapsamında oluşması çok olağan bu kayıplar işletmeler tarafından öngörüldüğünden fiyatlamada dikkate alınmakta ve dolayısıyla KDV matrahına bir şekilde dahil olmaktadır. Ayrıca mevcut uygulama KDV’nin işletmeler üzerinde kalmaması prensibine de aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle ticari icaplara uygun gerek üretim gerekse satış firelerinin KDV’lerinin indirimi, net ve açık bir düzenleme ile sağlanmalıdır.

 

Bu kapsamda her ne kadar doğrudan KDV mevzuatını ilgilendirmese de, özellikle miadı dolan mallar yönünden İdare’nin (özellikle vergi inceleme elemanlarının) VUK Md. 278’e dayalı takdir komisyonu kararı gerekliliği görüşünün yeniden gözden geçirilmesinin ve gerekiyorsa uygulanması fiilen imkan dahilinde olan alternatif müesseselerin tesis edilmesi de konuyla bağlantılı bir öneri olarak değerlendirilmelidir.

 

·         Maliyetleri Türkiye’de oluşan hizmetlerin yurtdışında sunulmasının, yurtdışı hizmet değil, hizmet ihracı olduğu yönünde yasal düzenleme yapılmalıdır. Ayrıca KDV uygulamalarında nelerin hizmet ihracı nelerin hizmet ihracı olmadığı yönünde tam bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durum sıklıkla şirketlerin cezai işlemle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Hizmet ihracının teşvik edildiği bir ortamda KDV mevzuatı da buna parelel olarak yenilenmeli ve hizmet ihracı konusunda net ve teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır.

 

·         Alıcı ya da satıcının bir tanesinin yurt dışında olduğu bütün hizmetlerle ilgili olarak uygulamada sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların kaynağını ise Kanunda konuyla ilgili düzenlemenin yetersiz olması oluşturmaktadır. Bu nedenle, Kanunun 6 ncı maddesinde konunun daha detaylı ve sorunları ortadan kaldıracak şekilde düzenlenme yapılmasında fayda bulunmaktadır.

 

·         Serbest bölgelere ve gümrüksüz alanlara ve bu bölge ve alanlarda yapılacak tüm teslim ve hizmetler KDV den istisna edilmelidir.

 

·         Kur farkının KDV’ye tabi olmaması sağlanmalıdır. Kur farkı konjonktürel bir finansal çıktı olup bir mal ya da hizmet hareketiyle ilgisi şirketlerin insiyatifi dışında ekonomik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmakta ve KDV’nin konusuyla ilişkilendirilememektedir. Ayrıca kur farkı işlemleri uygulamada birçok zorluk yaratmakta, taraflar arasında uyuşmazlıklara da sebep olmaktadır. Genel anlamda da Kanunda kur farklarının vergilenmesi konusunda uygulamada sorunlar vardır ve bu durum konuya ilişkin net bir düzenleme olmamasından kaynaklanmaktadır. Kanunda bu sorunları ortadan kaldıracak bir düzenleme yapılmalıdır.

 

    

·         KDV Kanunundaki emsal bedel uygulaması gözden geçirilmelidir. Bir vergi güvenlik müessesi olarak düşünülen düzenleme uygulamada amacını aşar bir düzenleme haline gelmiştir. Ticari hayatta gerçekliği kanıtlanan işlemlerin emsal bedel uygulaması adı altında daha ağır vergi yüküne tabi tutulması doğru değildir. Emsal bedel uygulaması gerçek durumun güvenliğini sağlamak amaçlı uygulanmalıdır. Bunun son dönemlerdeki cezalı vergi tarhiyatlarına neden olan bir örneği yurt dışından alınan faizsiz krediler de emsal bedel uygulaması gerekçe gösterilerek yapılan sorumlu sıfatıyla KDV tarhiyatlarıdır. Ülkemizin dış finansman ihtiyacının açık olduğu bir dönemde bu tür uygulamalar, gerçek durumu yansıtmadığı için haksız vergi yüküne neden olduğu gibi, ülkeye ucuz ya da bedava finansman getirilmesinin cezalandırılması anlamına da gelmektedir. Bu nedenle işlemin gerçekliği konusunda bir sorun olmadığı durumlarda emsal bedel uygulamasının yapılmaması yönünde düzenlemeler yapılmalıdır.

 

KOTEDER olarak yukarıda yer alan önerilerimizin yeni Katma Değer Vergisi Kanunu Tasarısı hazırlanırken Maliye Bakanlığımız, Hükümetimiz ve Yüce Meclisimiz tarafından dikkate alınacağına inanıyoruz.

 

Kamuoyumuzun ve üyelerimizin bilgilerine saygılarımızla sunarız.

 

 

 

KOTEDER

Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği

 

Nalan ERKARAKAŞ

 

Bülten Üyeliği
Bültenlerimize üye olarak
sitemiz ve tüm haberler hakkında bilgilendirmeler alın.
Haberler
  • IT FORUM TURKEY 29 OCAK 2019! KOTEDER IAMAI Partnerliğinde 29 Ocak 2019 tarihinde Fairmont Quasar Hotel'de 500 üst düzey yöneticinin 15'in üzerinde ülkeden katılımı ile gerçekleşecek olan IT Forum IT Forum Turkey'in medya partnerlari arasında yer alıyor. Etkinlikte KOTEDER üyelerine Konuşmacı, Sponsorluk ve Katılımcı ücretlerinde geçerli %25 indirim hakkı sağlanmıştır. Başvuru için www.itforumturkey.com
Görsel Eğitim
Önemli Konulardaki görsel eğitim dökümanlarımızı artık bu bölümüzden izleyebilirsiniz.